MHP’Lİ Öztürk;2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmelerinde söz aldı

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmeleri dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım; yüce heyetinizi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Bugün farklı başlıklarda birkaç konuya temas etmek istiyorum.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Hepimiz sabah kahvaltısında ekranı açtığımızda ardı arkası kesilmeyen trafik kazaları, cinayetler, kavgalar, afetler, yangınlar, istismar haberleri ve bunların neredeyse gün boyu tekrarlandığı, akşam ana haberlerde daha da geniş yer bulduğu bir yayın akışıyla karşılaşıyoruz. Dizi ve filmlerdeki şiddet sahneleri ise işin cabası. Bu tablo, sıradan bir haber aktarımı ya da senaryo gereği değil; her evin içine taşınan bir “korku ve kaygı tiyatrosu”dur.
Üstelik bu korku iklimi, bilimsel olarak da açıklanabilen bir etki yaratıyor. Günde dört saatten fazla izleyen “yoğun izleyiciler”, ekranda sunulan dünyayı kendi gerçeği gibi içselleştirmeye başlıyor; özellikle şiddet yüklü haberler “Ortalama Dünya Sendromu”nu tetikleyerek dünyayı olduğundan daha tehlikeli, daha zalim ve daha öngörülemez algılatıyor.
Dolayısıyla bu mesele toplumsal güven duygusunu aşındıran, aile içi huzuru bozan, çocukların dünyayı algılayışını yaralayan ve kamusal psikolojiyi örseleyen bir güvenlik meselesine dönüşmüştür.
Peki ne yapacağız?
Yayıncılıkta reyting ve tiraj baskısını “kamu yararı” dengesiyle yeniden kurmak zorundayız. Sansasyonun değil, sorumluluğun ödüllendirildiği bir yayın iklimi oluşturulmalıdır.
Düzenleyici kurumların denetim kapasitesi güçlendirilmeli, özellikle şiddet ve felaket içeriklerinin sunum biçimi, tekrar sıklığı ve prime time yoğunluğu konusunda daha etkin bir gözetim sağlanmalıdır.
Bu mesele tek bir kurumun omzuna bırakılmayacak kadar kapsamlıdır. Cumhurbaşkanlığından TBMM’ye, ilgili bakanlıklardan iletişim otoritelerine, RTÜK’ten sivil topluma kadar koordineli bir yaklaşım gereklidir.
Eğer bu konuda yeterince geç kalırsak, “korkuyla büyüyen” nesillerin bedelini hep birlikte öderiz. Gelin, haberin bilgilendirme gücünü korurken, toplumun ruhunu zehirleyen tekrar ve şiddet sarmalını birlikte frenleyelim.
Saygıdeğer Milletvekilleri;
Üzerinde durmak istediğim bir başka konu ise eğitim alanındaki korku algısını yıkmaya yöneliktir.
Geleceğimizi sağlam temeller üzerinde inşa etmenin bir şartı da güven içinde yetişen nitelikli insan kaynağıdır; bu yüzden okul güvenliği bir gelecek meselesi olarak görülmelidir. Okul çevresi ve geliş-gidiş güzergâhı “güvenli alan” ilan edilmeli; korku yaratan davranışlara karşı ölçülü, caydırıcı ve hukuki temelli tedbirler uygulanmalıdır. Emniyette okul güvenliği, sosyal medya zorbalığı ve örgütlü risklere odaklı uzman birimler kurulmalı, okul girişlerinde personel görevlendirmesi ve kadro-bütçe planı öncelenmelidir. Okulla bağlantılı dış şiddet de bu kapsamda değerlendirilmeli; ihtisas hâkim-savcı birimleri, disiplin-kayıt usul birliği, gizlilik protokolleri ve aileyi içeren zorunlu programlar hayata geçirilmelidir.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;
Ülkemiz, tarımsal ürün çeşitliliği bakımından önemli bir potansiyele sahiptir ve dış ticarette de geniş bir ürün yelpazesiyle dikkate değer bir hacim oluşturmuştur. Bununla birlikte yapısal bazı sorunların sürdüğünü görüyoruz. Bu tablo, mevcut kazanımların kalıcı hâle getirilmesi ve geleceğe taşınması için stratejik ve bütüncül politikaların hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu yaklaşımın sahadaki karşılığını somut biçimde görmek için seçim bölgem Kırıkkale’ye bakmak yeterlidir. 1 Ekim 2024–30 Eylül 2025 dönemini kapsayan 2025 su yılında yağışların normalin ve bir önceki yılın altında kaldığı Kırıkkale’nin; İç Anadolu’nun en düşük yağış alan illerinden biri olduğu ifade edilmektedir. Bu anlamda Kırıkkale’de çiftçilerimiz kuraklığı derinden hissetmektedir.
Kırıkkale ölçeğinde temel beklenti; elinde büyük bir potansiyel olan Kızılırmak’ın sulama kanalları vasıtasıyla bir an önce üretim alanlarıyla buluşturulmasıdır. Elimizdeki bu imkânı doğru proje tasarımı ve etkin uygulama ile değerlendirebildiğimiz ölçüde, bölgenin üretimde daha yüksek verim ve istikrar yakalaması mümkündür.
Sayın Milletvekilleri,
Çiftçimiz akaryakıt fiyatlarının yüksekliğinden muzdariptir. Çiftçimizin, üreticimizin beklentilerinden birisi de üretim için kullanılacak akaryakıtın %50 indirimli olarak satışa sunulmasıdır. 2025 yılında yaşamış olduğumuz zirai dondan çiftçimiz çok olumsuz etkilenmişti; bu noktada devletimizin verdiği destekler bir nebze olsun rahatlatsa da tam anlamıyla yaraların sarılmasında eksik kalmıştır. Çiftçimiz bu desteğin güncellenmesini ve bir an önce verilmesini talep etmektedir.
Üreten, ekonomiye en temelden katkı sağlayan çiftçimizin bir diğer sorunu ise tarlayı kiralayana değil de tarla sahibine destek verilip tarlayı kiralayana desteğin verilmemesidir. Hâl böyle olunca kiralayıp üretim yapmaya çalışan çiftçimiz kendi cebinden üretim yapmaya çalışmakta, tarla sahibi ise aldığı desteği başka alanlarda değerlendirmektedir. Bu durumda devletimizin üretim için verdiği destek de üretimle buluşamamaktadır. Çiftçimizin en temel sorunlarından biri de desteklerin üretim zamanından sonra verilmesidir. Biz bu durumda çiftçimizi krediye mahkûm ediyoruz. Kredi limitleri de ne yazık ki bu sene güncellenmemiş olduğundan insanımız üretimden kaçmaya başlamaktadır. Yine emeklilerimizin de hayat şartlarını iyileştirecek yapıcı adımların atılmasını ve bu konuda da sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum.Bu can alıcı sorunlara alınacak tedbirler üretimi ve ekonomiyi büyük ölçüde rahatlatacaktır. Bu da elbette gıda enflasyonu ve reel enflasyonun üzerindeki baskıyı da azaltacaktır.Saygıdeğer Milletvekilleri;Tarımın kaderi yalnızca tohumda, suda ve mazotta değil; aynı zamanda o toprağın insanında, kültüründe ve ortak hafızasında da saklıdır. Kırıkkale bu bakımdan güçlü bir örnektir: 11. yüzyıldan itibaren Türklerin iskânına açılmış; Keskin, Hasan Dede, Koçu Baba, Balışeyh ve Sulakyurt gibi yerleşimler ilin tarihsel omurgasını oluşturmuştur. Örnek olsun diye ifade etmeliyim ki Hasandede; Anadolu’nun inanç ikliminde önemli bir yerde duran, 16. yüzyılda yaşamış, Hoca Ahmet Yesevi ekolüne mensup bir şahsiyettir. Hasandede Camii’nin 1605’te inşa edilmiş olması ve türbe-külliye dokusunun bugün dahi ziyaretlerle canlılığını koruması; Kırıkkale’mizin manevi derinliğini göstermektedir.Pek çok kültürel değerimiz ile tarihi mirasımız Kırıkkale’mizde çeşitli alanlarda temayüz etmiş; köprülerimiz, yollarımız ve kültür mekânlarımızla bir bütün oluşturmuştur. Ben bu vesileyle tüm milletvekillerimizi misafirim olarak Kırıkkale’mize davet ediyor, sizleri ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyacağımı ifade etmek istiyorum. Değerli Milletvekilleri;Seçim bölgem Kırıkkale’nin bazı can alıcı sorunlarına da değinmek istiyorum.Kırıkkaleli sporseverlerin beklediği MKE Fikret Karabudak Stadyumu’nun 2026 yatırım programına alınıp 12.500 kişilik kapasitesiyle yenilenmesi, şehrimiz için önemli bir gelişme olacaktır. Bu anlamda komşu illerde yapılan yeni stadyumlar beklentiyi de artırmıştır. Ne yazık ki ilimizde stadyum, futbol altyapısı ve tesisleri yetersizdir; bu eksikler giderilmeden sporu tabana yaymak mümkün değildir. Cumhur İttifakı olarak atacağımız adımlar şehrimizin spor hayatını canlandıracaktır.Sayın Milletvekilleri, Şehirlerin kalkınması artık ülkelerin kalkınmasını etkilemektedir. Kırıkkale’de üç organize sanayi bölgesi bulunmakta; bu bölgelerin kapasiteleri de dolmuş durumdadır. Dolayısıyla daha önce oluşturulan Silah İhtisas OSB gibi; ROKETSAN’a ve şehrimize gelecek büyük yatırımcılara parça ve malzeme tedarik edecek Roket İhtisas OSB ile Havacılık İhtisas OSB’nin hayata geçirilmesi gerekmektedir.İlçelerimizde faaliyet gösteren tekstil atölyeleri ve fabrikaları, birçok markanın üretim üssü hâline gelmiştir. Yetişmiş insan gücümüzle Tekstil OSB kurulması; bununla bağlantılı biçimde Bahşılı ve Balışeyh’te Tekstil Lisesi açılması doğru bir adım olacaktır. Tarımsal ürün çeşitliliğimiz ve yerel lezzetlerimiz için Besi OSB ile Gıda OSB’nin kurulması, ayrıca her ilçemizde Tarım Liselerinin açılması ve meslek liselerinin bu alanlarda uzmanlaştırılması da gereklidir.Bir başka önemli husus; esnafımız artan vergiler, zamlar ve daralan talep nedeniyle sıkıntı yaşamaktadır. Ekonomik faaliyetini sürdürmek isteyen vatandaşımızın başvurduğu kaynak, Esnaf Kefalet ve Kredi Kooperatifleri kredileridir. Ancak 1 milyon TL’lik azami limit, işi büyütmek ve istihdam yaratmak için yetersizdir; geçmişte mümkün olan birçok yatırım bugün bu limitlerle yapılamamaktadır. Ayrıca 2026 itibariyle kredi kullanacaklardan “Bağ-Kur ve SGK Borcu Yoktur” belgelerinin istenmesi de zaten zor durumda olan esnafımızı çıkmaza sokacaktır. Bu karardan da bir an önce dönülmesini bekliyoruz. Bu nedenle 1 Ocak 2026 itibarıyla kredi limitinin 5 milyon TL’ye çıkarılması esnafımızın haklı talebidir.Ayrıca Kırıkkale Oto Sanayi esnafımızın çığlığına bir ses olmak istiyorum. Yağmur ve kar yağdığında yolları çamur deryasına dönen sanayimizde iki aracın yan yana gitmesi mümkün değildir. TOKİ’nin uygun hazine arazisi olan Kırıkkale’mize, insanımıza yakışır bir sanayi sitesini 2026 bütçesiyle ivedilikle inşa etmesini beklediğimizi de belirtmek istiyorum.Bu duygu ve düşüncelerle; 2026 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.



